top of page
  • Whatsapp
  • Instagram

Turna Kuşu Hikayesi

20 May
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 7 Eyl

Bazı isimler yalnızca bir kelimeden ibaret değildir; beraberinde bir hikâye, bir anlam ve zaman içinde şekillenen bir ruh taşır. Crane de bizim için böyle bir isim.


İngilizcede eş sesli kullanılan crane kelimesi iki farklı anlama gelir: vinç ve turna kuşu. Crane’in ismi ise gökyüzünde süzülen, farklı coğrafyalarda yaşayan ve binlerce yıldır farklı kültürlerde kendine yer bulan turna kuşundan geliyor.


Turnalar; zarif görünümleri, özgür hareketleri ve uzun mesafeler kat eden göçleriyle yüzyıllardır insanların ilgisini çekmiş kuşlardan biri. Bu nedenle farklı kültürlerde onlara farklı anlamlar yüklenmiş; özgürlük, huzur, uzun yaşam, iyi şans ve barış gibi kavramlarla özdeşleştirilmişlerdir. Mısır mezarlarından Rus halk şarkılarına, Kuzey Amerika yerlilerinin geleneklerinden Avustralya yerlilerinin danslarına, Yunan ve Roma mitolojisinden Orta Asya kültürlerine kadar turnanın izlerine farklı biçimlerde rastlamak mümkün.


Ancak turnanın hikâyesi, Japon kültüründe çok daha güçlü ve evrensel bir anlam kazanır.


Bin Turnanın Hikâyesi

Japon kültüründe turna, uzun yaşamın, mutluluğun ve iyi şansın sembollerinden biri olarak kabul edilir. Bu kültürde yer alan en bilinen inanışlardan biri ise “Senbazuru”, yani Bin Turna geleneğidir. İnanışa göre, kâğıttan bin turna kuşu katlayan kişinin dileğinin gerçekleşeceğine ve uzun, sağlıklı bir yaşam süreceğine inanılır.

Bu eski inanış, yıllar sonra dünyanın hafızasına küçük bir Japon kızının hikâyesiyle yeniden kazınır. 1945 yılında Hiroşima’ya atom bombası atıldığında henüz iki yaşında olan Sadako Sasaki, yıllar boyunca normal bir yaşam sürer. Ancak 12 yaşına geldiğinde radyasyona bağlı lösemi hastalığına yakalanır. Hastalığıyla mücadele ettiği dönemde Sadako, bin turna katlamaya başlar. Her kâğıt turna, onun için yaşama dair bir umut ve dileğinin gerçekleşmesine yönelik bir inançtır.


Sadako’nun turnaları katlarken söylediği aktarılan sözlerden biri bugün hâlâ hatırlanır:

“Kanatlarınıza huzur yazacağım; böylece tüm dünyada uçabileceksiniz.”


Sadako, 25 Ekim 1955’te hayatını kaybeder. Bin turnayı tamamlayamadan aramızdan ayrılan Sadako’nun ardından arkadaşları kalan turnaları tamamlar. Fakat hikâye burada bitmez.


Bir Çocuğun Umudundan Dünya Barışına

Sadako’nun hikâyesi kısa sürede Hiroşima’nın sınırlarını aşarak dünyanın farklı yerlerine ulaşır. Hiroşima’daki Barış Anıtı Parkı’nda Sadako’nun anısına yapılan Çocuk Barış Anıtı, bugün dünyanın dört bir yanından gönderilen kâğıt turnalarla çevriliyor.


Anıtın üzerinde şu sözler yer alıyor:

“Bu bizim çığlığımız, bu bizim duamız: Dünyada barış.” Her yıl 6 Ağustos’ta, Hiroşima’ya atom bombasının atılmasının yıl dönümünde dünyanın farklı yerlerinden çocuklar ve topluluklar tarafından katlanan kâğıt turnalar Hiroşima’ya gönderiliyor. Böylece bir çocuğun umutla katladığı kâğıt turnalar, zaman içerisinde barışın ve nükleer silahsızlanmanın uluslararası sembollerinden birine dönüşüyor.


Crane’in Hikâyesi

Turnanın taşıdığı bu anlamlar ve yüzyıllardır farklı kültürlerde anlatılan hikâyesi, Crane isminin de çıkış noktasını oluşturuyor. Turnanın temsil ettiği özgürlük, hareket, keşif ve birlikte yol alma fikri bize ilham verdi.


Bugün Crane Event olarak bu hikâyeyi daha geniş bir etkinlik dünyasına taşıyoruz. Turnaların farklı coğrafyalara uzanan yolculuğu gibi, Crane’in hikâyesi de yeni insanlar, yeni yerler ve yeni deneyimlerle devam ediyor.


Yıllar önce seçtiğimiz bu isim, bugün hâlâ aynı ruhu taşıyor:

Hareket etmek. Deneyimlemek. Keşfetmek. Özgür olmak. Birlikte yol almak.


Crane Event we are free now.

 
 
bottom of page